Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /home/nurettin/public_html/wp-includes/default-filters.php:175) in /home/nurettin/public_html/wp-content/plugins/postratings/postratings.php on line 825
Edremit notları: Girişimcilik > İki dudak arası | Nurettin Özdoğan
26/11/2008

Edremit notları: Girişimcilik > İki dudak arası

Yazar:Nurettin Özdoğan | Kategori:Kategorilenmemiş

Cumartesi sabahı ilk işim çok sevdiğim Haşmet Babaoğlu’nun Sabah’taki “Ya zeytin olmasaydı!” başlıklı yazısını okumak oldu. Hiç hesapta kitapta yokken o yazıyı okur okumaz zeytin diyarı Edremit’e gitmek istedim. Ve tabii bu çılgınlığı yaptım.

İlk önce Edremit’te oturan halamı aradım. Bana “Gel, hem çocuklar da sevinir” deyince daha bir cesaret buldum. Hemen bir otobüs bileti aldım ve terminale zor zor yetiştim. Uzun zamandır bir otobüs yolculuğu yapmıyordum, özlemişim.

Halamı ve kuzenlerimi çok özlemiştim. Hem onları ziyaret hem de ne zamandır yapmak istediğim kış tatili için bu güzel bir fırsat olabilirdi. Hem de o İstanbul’un stresinden biraz da olsa uzaklaşmak benim gibi yazan, çizen ve sürekli farklı şeyler düşünen birisi için olmazsa olmaz birşey. Hiç girişimci hele ki senin gibi daha yolun çook başında olan bir girişimci tatil yapar mı diyenlerinizi duyar gibiyim. Tabii ki yapmaz. Zaten ben de burada hem geziyor hem de bilgisayar başında çalışıyor haldeyim. Bir elimde ise cep telefonum.

Ha bu arada bir de çok yiyorum 2 gündür halam beni bir nazlıyor bir nazlıyor. Evde olan her ürün o meşhur Kaz Dağı ürünü. Sabah kahvaltısındaki o zeytinler, zeytin yağı ve böğürtlen reçeli harikaydı. Dün akçay sahilini gezmeye gttik, kokoreç yedik. Eve geldik mantı, pilav, kuru fasülye. Ardından Kaz Dağı’ndan gelme ada çayı, kestane vesaire vesaire. Harikaydı…

Halam öğretmen. (Öğretmenler gününü kutlamak için yanına geldim diyorum, inanmıyor.) Eniştem ise bir bürokrat.

Dün bahsediyorum enişteme aynen şu satırlar: “Valla enişte biraz hayata erken atıldım. İyi kötü sonuçlar aldım. Bunun bedelini de bazı zamanlar ödedim. Ama sanırım ne yapmak istediğimi, neyden heyecan duyduğumu anladım. Ben girişimci olmalıyım. Ne medya sektörü, ne yöneticilik ne de başka birşey.  Ben girişimci olmalıyım. Ve oldum da… Belki de kimbilir “iki dudak” arasına bakmak istemediğimden bu yolu seçtim… Çünkü ne kadar başarılı da olsan, yaptığın işte iyi niyetli de olsan hatta arkanda seni destekleyen büyük kitleler de olsa herşey bir yere kadar… Ben bunu anladım…”

Böyle bir özet geçtikten sonra, kendisinin halini hatrını sordum: “Eee siz napıyorsunuz, yeni görevinizde neler yapıyorsunuz?”

Bana cevabı şöyle oldu büyük bir cesaretle:) “O bahsettiğin ‘iki dudak’ varya işte ben o’yum.”

Hep birlikte kahkahalar attık güzel bir espiriydi ve benim de artık üniversitelerde keyifle anlatacağım bir anektodum daha vardı…Edremit, ayvalık, Akçay, Cunda adası ve Kaz Dağları macerama kaldığım yerden devam edeceğim…

Ben şimdi Kaz Dağları’na doğru yol almak üzere dışarı çıkıyorum…  

Yorum Yazın