Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /home/nurettin/public_html/wp-includes/default-filters.php:175) in /home/nurettin/public_html/wp-content/plugins/postratings/postratings.php on line 825
2009 Nisan | Nurettin Özdoğan

Arama Sonucu

Geçen hafta pazar sabahı ekip arkadaşım Samet’le Boğaz’ın en güzel semtlerinden Emirgan’da kahvaltı yapıyoruz… (İşin garibi bu pazar da Samet’le kahvaltı yaptık:)

Samet’e “Sen siparişleri iste, ben Emirgan çarşıdan bir gazete alayım.” dedim…

Hürriyet ve Sabah alırken uzun zamandır almadığım ama internetten okuduğum Zaman Gazetesi’ni ayaküstü bir göz atayım dedim. Her zamanki gibi elim Zaman Gençlik Eki’ne gitti.

Nereden bilebilirdim ki o güzelim eke son kez elimin gideceğini…

Bu sayının son sayı olduğuna dair cümleleri ve veda yazılarını okuduğumda içim bir garip oldu…

Hatta ne yalan söyleyeyim, gözlerimden bir damla yaş süzüldü…

Bir veda yazısı bile yazamadığıma…

Biz gençler için bu kadar önemli bir ekin artık okurlarına ulaşamayacak olmasına…

Zaman’ın en büyük farklılığından biri olan Zaman Gençlik eki diye birşeyin artık olmayacak olmasına…

Ve daha birçok şeye üzüldüm…

Köşe yazılarımı yazdığım sarı odalarım ve Sultanahmet’e bakan ofisim, okur arkadaşlarımdan gelen binlerce mektuplar, sayfaların redaksiyonunda geçirdiğim dakikalar, gazetede sabahladığım günler, köşe yazılarımın dışında yaptığım manşetler, röportajlar, gazetenin görkemli binasında sabahladığım günler, gazete kağıdı kokusuyla uyandığım sabahlar…

2 senelik bir öykü bu dostlar… Yaşadıklarımı anlatmam çok zor. Hayatımı büyük bir oranda değiştiren unutulmaz yıllardı.

20′li yaşların başında fikirlerinizin, izlenimlerinizin, düşündüklerinizin yüzbinlere ulaşması rüya gibiydi…

2008 Kasım’da yazmayı bıraktım Zaman’da.

Zaten ben de farklı bir yola girmiştim. Bıraktığım zaman binlerce okur gazeteye telefon açmış, mail atmış.

Her gittiğim yerde “Ne zaman tekrar yazmaya başlayacaksın?” sorularına acı bir tebessümle cevap verirdim.

Gittiğim üniversitelerde “Sensiz Zaman Gençlik Eki’nin eski tadı yok” sözlerine kızardım. Zira sadece ben değil birçok kişi o eke emek veriyordu…

Şimdi ise, Zaman Gençlik artık yok!

Bir okur arkadaşımın şu mektubunu hiç unutmayacağım mesela: “Kendimi en yakın arkadaşımı kaybetmiş gibi hissediyorum… Neredesin Nurettin abi?”

Buradayım!

Belki bir gazetede köşe formatında sizlerle buluşmak çok zor…

Ancak ben bir hikaye anlatıcıyım…

Ama gecemizi gündüz ettiğimiz yeni girişimimiz kariyerGENÇ sayesinde hikayeme kaldığım yerden devam edeceğim…(www.kariyergenc.com)

Üniversitelerdeki konferanslarda kariyerGENÇ’in hikayesini anlatacağım…

Televizyonda, gazetede, internette çıkan haberlerde kariyerGENÇ’in hikayesini anlatacağım…

kariyerGENÇ’teki Yazarlar bölümünde hikaye anlatacağım…

kariyerGENÇ’i kullandıkça belki oradan iş bulduğunuzda hikayemizi daha iyi anlamış olacaksınız…

Dediğim gibi hikaye anlatmaya devam edeceğim…

Sadece enstrüman değiştirdim…

Umut ediyorum ki bu enstrümanı daha çok seveceksiniz…

21/04/2009

Gözlerinin içinde onun geleceğini görmek…

Yazar:Nurettin Özdoğan | Kategori:Kategorilenmemiş

Henüz 9 yaşında tatlı mı tatlı bir kız çocuğuydu…

Haftasonları yüzme kursuna gidiyordu. Her geçen gün kendisini bu konuda geliştiriyordu. Bilmiyorum belki doğuştan yetenekliydi… Ama o çocuk yaşındaki azmiyle diğer yaşıtlarından farkını gösteriyordu.

Bir gün gittiği yüzme okulunda bir yüzme yarışması düzenlenmişti. Ancak bu yarışmada kendisinden 2 yaş büyükler yani 11 yaş grubu katılıyordu. Kendisi de bu yarışmaya katılmak istedi ancak yüzme hocası ona izin vermedi yaşından dolayı.

Tabii deli kız annesine, abisine hatta babannesine “Ben yüzme yarışmasına katılıyorum, beni izlemeye gelin” der. Yüzme yarışması gününde kendisine izin vermeyen yüzme hocasına “Hocam ailemi getirdim, onlar beni yarışmacı sanıyor. Lütfen ben de katılayım yarışmaya…” diye ısrar eder. Hocası onun ısrarlarına dayanamayıp “Peki deli kız…”der. Bu arada havuzda 6 kulvar vardı, 5 yarışmacı vardı ancak bir kulvar boştu. Bu boş kulvarda 6. yarışmacı olmuştu.

Zor da olsa yüzme yarışmasına katılmayı başarmıştı. Ancak daha da önemlisi kendinden büyük rakiplerini geçerek yarışmanın 1.’si olmuştu…

Yüzme hocası şaşmış kalmıştı, hatta hemen onun ailesine olan biteni anlatmıştı kahkahalarla…

Şimdi o azimli küçük ve deli kız büyüdü…

Bana göre Türkiye’nin en iyi üniversitesinde eğitim görüyor. Hatta okulda derece alacak kadar da başarılı.

Sağlam bir entellektüel birikime sahip yaşıtlarına göre. Aktivist. Birçok projeye liderlik yapmış hikayesi olan bir genç…

Onun gözlerindeki ışık geleceğini projekte ediyor. Mesela Ben her baktığımda farklı şeyler görüyorum.

Bazen… Üniversitenin koridorlarından elinde kitapları ya da quiz kağıtları ile karizma bir yürüyüşü olan kadın bir akademisyeni görüyorum onun gözlerinde…

Bazen… Derste erkek ya da kız hiç farketmez öğrencilerinin büyük bir kısmının hayran hayran dinlediği güzel bir üniversite hocasını görüyorum onun gözlerinde…

Bazen… Bir araştırma enstitüsünde ya da think-thank kuruluşunda liderliğini üstlendiği bir projenin başarı hikayesini Harvard’ta ya da Sarbonne’de anlatan (Akıcı İngilizcesi ve Fransızcasıyla) bir araştırmacı akademisyeni görüyorum onun gözlerinde… 

Bazense… Sanatla üniversiteyi birleştiren yaratıcılığını hayatın her alanında kullanan bir rol modeli görüyorum onun gözlerinde…

Gözlerinin içinde geleceğini görebiliyorum o deli kızın…

Peki, sizin var mı geleceğini gözlerindeki ışığından farkedebildiğiniz?

Ya da gözlerinin içinde dünyalar saklı bir insan?

07/04/2009

Obama neden üniversite öğrencilerini seçti?

Yazar:Nurettin Özdoğan | Kategori:Kategorilenmemiş

Dün kariyergenç ekip arkadaşlarımızdan ve aynı zamanda TOG Yönetim Kurulu Üyesi olan Mutlu Şen’le bir toplantıya birlikte giderken şöyledi: “Yarın Obama ile görüşeceğiz…”

Kariyergenç’e konsantre olduğum için gündemi çok yüzeysel takip edebiliyorum. Ya da ne bilim içimden gelmiyor… 

Amerikan Başkanı Obama’nın Türkiye’deki son programında üniversite öğrencileriyle  buluşması oldukça ilgimi çekti…

 Ofise geldiğimde Zaman Gazetesi’ndeki mail kutuma uzun zamandır sonra bir bakayım dedim. Eskiden okur mektupları ile dolup taşan mail kutusu ne acıki spamle dolmuştu:)

Arasından bir davetiye mektubu gördüm enteresan bir yerden.

Geçen sene Zaman’da yazdığım Barack Obama gençleri nasıl kazandı? başlıklı yazımdan yola çıkarak Obama’nın üniversitelilerle buluşmasında beni de davet ediyorlardı.  Zira o yazı birçok kesim tarafından dikkat çekmişti, alıntılanmıştı.

İşin garibi sonradan gördüğüm için cevaplamakta geç kalmıştım ve aynı zamanda o gün yani bugün sabah Kahramanmaraş’a uçacaktım. Bu yüzden katılamayacaktım.

Kahramanmaraş’taki evimde televizyonda Barack Obama’nın üniversitelilerle Tophane-i Amire’de buluşmasını pür dikkatle izledim.

Ön sırada oturan Mutlu Şen arkadaşım giydiği takım elbisesi ve uzun saçıyla dikkatleri çekiyordu:)

Sanırım Amerikan Başkonsolosluğu’nun seçtiği 100 kadar genç vardı. Ortada ise Barack Obama. İlk başta bir konuşma yaptı Obama. Sonra ise sözü Türk gençlerine devrederek onların sorularını aldı. Son derece ciddi bir şekilde her soruyu cevapladı.

Gençlerin sorusu da gayet mantıklı sorulardı. Abbas Güçlü ile Genç Bakış’taki gibi saçma sapan içi boş sorular yoktu.

Obama neden Türk gençlerini seçmişti? Ve neden en büyük vaktini onlara ayırmıştı?

Şu bir gerçek;  O da biliyorki Amerika’dan antipadi duyan en büyük kesim gençler. Bunu antipadikliği bir şekilde sempatiye çevirmek en büyük amaçlarından biri.

Barack Obama’nın gençlerle yürüyüp başarıya ulaşması onu gençlerle birlikte birşey yapmakta teşvik etmiştir. Seçimden bu yana sloganı olan “Change” olayının ise gençlerle gerçekleşeceğini biliyor. Zira o da biliyor, belli yaşı olan insanların düşüncelerini fikirlerini önyargılarını değiştirmenin zor olduğunu.

Acaba gittiği başka ülkelerde o ülkenin gençleriyle buluşacak mı Türkiye’deki gibi. Bunu ben çok merak ediyorum.

Belki Türkiye’nin bu genç nufusu programıma bu buluşmanın eklemesine neden olmuştur. Ki son derece doğru bir strateji.

Obama ile ilgili çok kitap ve makale okudum. Ama gençlerin ortasına çıkıp onların yanı başında sorularını cevaplaması her liderin yapacağı birşey değildir.

Dünyadaki ve Türkiye’deki liderlerin onun bu davranışından ders alması lazım. Tabii anlayana…

Bir de…

Onun şu sözünü çok beğendim ister samimi olsun ister samimiyetsiz…

“Gençlerin hayallerine kavuşması için çaba harcamak istiyorum…”

İşte bu yüzden kariyergenç gibi gençler içinden gençlik için doğmuş bir projeye emek verdiğimiz için çok mutluyuz!