Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /home/nurettin/public_html/wp-includes/default-filters.php:175) in /home/nurettin/public_html/wp-content/plugins/postratings/postratings.php on line 825
2009 Ocak | Nurettin Özdoğan

Arama Sonucu

Bu aralar çok sevdiÄŸim yakınımdaki bir arkadaşıma durmadan söylediÄŸim bir ÅŸey var: “SadeleÅŸtir ve odaklan!”

Bu benim konferanslarımda durmadan söylediğim şeylerden biri. Ama nedense ona ısrarla bunu söylüyorum. Kendisi birden fazla kurumda birden fazla işe koşturuyor.  Hal böyle olunca yoruluyor kim bilir belki de dağılıyor.

Arkadaşım kendini iyi tanıyan müthiş bir potansiyele sahibi biri.

Burada küçük bir parentez açmak istiyorum. Kendini tanımaya çalışan için birçok işe koşturmak mantıklı bir yol. Ancak, aynı şey, kendini iyi tanımış bir insan için en büyük engel.  

Aslında iÅŸinde baÅŸarılı olmanın basit bir mantığı var bana göre. Belki size çok kliÅŸe gelecek: “SevdiÄŸin iÅŸi yapmak!”

Daha sonraki olay ise  tüm gücünle o sevdiğin işe konsantre olmak.

Yani “o iÅŸ” iÅŸ olmaktan çıkmalı. Onla yatıp kalkmalısın. YaÅŸam tarzın olmalı. Hiç alakasız kiÅŸilere bile yaptığın iÅŸi anlatmalısın, anlatmak istemelisin… Aşık olmalısın o iÅŸe belki. O iÅŸi yaparken dans eder gibi kendinden geçmelisin, bilemiyorum daha farklı nasıl ifade edilir bu. Hatta canın birÅŸeye sıkılsa bile o iÅŸ seni terapi etmeli. (Bu defalarca başıma geldi.)

Bugün birçok baÅŸarılı reklamın müziÄŸini yapan  ünlü bir müzisyen olan Jingle Mingle kurucusu Mert Tünay bana çok güzel birÅŸey söyledi. “Tarihten bu yana baÅŸarılı olmuÅŸ ama iÅŸini sevmeyen bir insan duymadım ben.”

Bu söz bana ilham verdi.

Geçen hafta da Nasuh Mahruki ile çekimimde onun işindeki omurgalı ve dik duruşu bana ilham vermişti.

Evet, iÅŸine aÅŸk ve fokuslanmak baÅŸarıyı getiriyor. Bir de o inandığın iÅŸte omurgalı olmak…

Gerisi teferruat kalıyor…

22/01/2009

Neden mi yazmaya devam edeceÄŸim?

Yazar:Nurettin Özdoğan | Kategori:Kategorilenmemiş

Geçen gün bir arkadaşımı BoÄŸaziçi Üniversitesi’nin YADYOK binasında bekliyordum.

Bir bankta oturuyordum. Cıvıl cıvıl hazırlık öğrencileri vardı etrafımda. Bir an hazırlık yıllarıma gittim… O yıllardan bu yana neler deÄŸiÅŸtiÄŸini düşündüm…

Tam o anda muhtemelen sevimli bir hazırlık öğrencisi bana gülümsüyordu. Acaba ben baktım, yanlış mı anladı diye bi an rahatsız oldum. Sonra yanıma geldi ve bana sordu “Nurettin ÖzdoÄŸan’mısınız?” diye sordu…

Evet dedim. Ve konuÅŸmaya baÅŸladık…

Buraya kadar herÅŸey normal. ÇoÄŸu yerde okurlarım ve izleyicilerimle karşılaÅŸtım. Onlarla keyifli sohbetler yaparım ayaküstü de olsa…

Ama bu sefer biraz daha farklıydı.

Hale, benim yazılarımı lise yıllarından beri okuyormuÅŸ… Sonra BoÄŸaziçi Kimya’yı kazanmış. Zaman Gazetesi’ndeki giriÅŸimcilikle ilgili bir yazım onu çok etkilemiÅŸ. Kendisini tabiriyle o yazı yarayan bir kanasına dur demiÅŸ, ne zamandır adını koyamadığı hayallerine bir isim koymuÅŸ.

Bunu ayaküstü o kadar güzel ifade etti ki gözlerim doldu…  Bakın ben bile kelimelerle ifade edemiyorum bunu ÅŸimdi…

Birçok okurum yazılarımın hayallerini şekillendirdiğini, cesaretlendirdiğini söylüyor.  Bu beni o kadar mutlu ediyor ki, anlatamam. Bunları duyunca daha dik ve omurgalı durma konusunda kendime söz veriyorum.

Hatta gözlerinin içinde dünyalar saklı olma rüyama bir adım yaklaÅŸtığımı düşündüm…

Ben yazmaya devam edeceÄŸim. İnternette ve yazılı basında… En azından bunun için savaÅŸacağıma söz veriyorum…

Neden mi? Cevabı aÅŸağıda…

Aynı Hale, üniversiteyi kazandığı sıra (31 Ağustos 2008) bana çok güzel bir okur mektubu göndermiş.  Şöyle yazmış; (Birkısmını buraya yapıştırıyorum)

“GiriÅŸimci olmak” ifadesi yeterince özetledi her ÅŸeyi,hayallerimi,umutlarımı,beklentilerimi,niçin okuyor olduÄŸumu…Ve aklıma yıllar öncesinden bir söz takıldı: Rüzgarın yönünü deÄŸiÅŸtiremediÄŸin zaman, yelkenlerini rüzgara göre ayarla.Çünkü dünya, karşılaÅŸtığın fırtınalarla deÄŸil, gemiyi limana getirip getiremediÄŸinle ilgilenir.
 
Bu pazar, rotamı rüzgara göre ayarladım.Ve sefere çıkmadan önce kaptana bir selam çakmak istedim.Bir pazar sabahı hayallerime gökkuÅŸağı hediye ettiÄŸi için…Aklımı kemiren sorulara bir cevap olduÄŸu için…

Umarım her şey gönlünce olur.

Ve bu pazar sabahı bana yaÅŸattığın umutla karışık mutluluk seninle olur hep.”

16/01/2009

Genç bir adamın medya notları

Yazar:Nurettin Özdoğan | Kategori:Kategorilenmemiş

Dün İBB Gençlik Meclisi’nin Komisyon BaÅŸkanları toplantısındaydım.

Medya üzerine kısa bir konuşma yaptıktan sonra Komisyon Başkanı arkadaşlarla tanışma fırsatı yakaladım. (Teşekkürler Betül)

KonuÅŸmamda medyanın gençlere bakış açısını eleÅŸtirdim. Gençlere yönelik içeriÄŸin Türk medyasında ne denli az olduÄŸunu, gazetecilerin gençlerin hassasiyetlerine çok uzak olduÄŸunu dilim döndüğünce vurgulamaya çalıştım…

İşin garibi aynı gün Türkiye’nin en büyük gazetelerinden birinde toplantım vardı. Orada da aynı meseleyi konuÅŸmuÅŸtuk. Onların gençlere yönelik birÅŸeyler yapmak için çeÅŸitli giriÅŸimlerde bulunmasına çok sevinmiÅŸtim.  Kim bilir belki ben de onlara katkı saÄŸlayacaktım…

Gençlerin televizyon izlenim oranı çok düşük. Sürekli bir gazete takibi de keza öyle…  Bu oran gün geçtikçe daha da azalıyor maalesef. Bu azalışa bir dur demek için medya grupları gençlere dokunmalı. Ama bu vizyonda kaç medya ÅŸirketi var, emin deÄŸilim…

Evet, bir internet gerçeği var. Değişim ve gelecek internette. Bugün dünyanın en büyük medya şirketleri artık yatırımlarını internete yapıyorlar. Birçok medya şirketi sayesinde genç milyonerler çıktı dünyada.

-Bugün dünyaca ünlü TV kanalı CBS last.fm’e 250 milyon dolar veriyorsa,

-Bugün Almanya’nın dev medya ÅŸirketi Georg von Holtzbrinck studivz.net’e 100 milyon euro veriyorsa,

-Bugün medya imparatoru Rupert Murdoch Myspace’e 580 milyon dolar veriyorsa,

-Bugün Burda Media Group sevenload’a milyonlarca Euro yatırıyorsa,

Bir bildikleri vardır diyorum… (Bu cümleyi laf olsun diye yazdım. DeÄŸiÅŸim bariz görünüyor.)

Bu deÄŸiÅŸimi (gerçeÄŸi) gördüğüm için giriÅŸimlerim hep internet üzerine olacak… Ve bu konuda inanılmaz bir heyecanım var. Umarım bu heyecanım hep sürer…

Bir müddet gazete/dergi/TV olayım devam edecek. (Yakında güzel bir haber duyabilirsiniz belki bu tarafta:)

Ama eÅŸ zamanlı yazılarım ve webcastlerim yakında açılacak olan kariyergenç’te yer alacak.  Daha sonra sadece tüm enerjimi buraya vermek istiyorum.

Bu konuda Kevin Rose’u örnek alıyorum… Digg.com ve revision3′in kurucusu Kevin Rose yerel bir kanalda teknoloji programı yapmakla iÅŸ hayatına baÅŸlamış birisi. Daha sonra digg’i kuruyor. 20′li yaÅŸlarda küçük bir dijital medya imparatoru oluyor. 

Åžimdi 31 yaşında. Dünyada milyonlarca takip edeni var. Evet genç bir giriÅŸimci… Ama aynı zamanda sürekli yeni içerik (blog ve webcast) üreten bir fabrika kendisi…

Kevin Rose Amerika’da bir rock yıldızı gibi… Arabadan indiÄŸi anda arkasından kovalayan hayranları var…

Son yazdığım cümleyi unutun.  Unutun, unutun…

Bir arkadaşıma anlattım, benle dalga geçti…

Hatta doÄŸumgünümde beni arkamdan kovalayan hayran taklidi yapacak insanlar bile tutacakmış… (Bu etkinlik İstiklal Caddesi’nde gerçeklecekmiÅŸ.)

O geçti dalgasını ne olur bari siz geçmeyin yahu:)

Yılbaşında bana gelen en çok gelen mesaj: “Nurettin, 2009 yılı senin yılın olsun…”

Bu klişe bir yılbaşı mesajı mı yoksa sadece bana özel bir mesaj mı emin değilim.

Çok merak ediyorum 2009 yılı bana neler getirecek?  

2009′a içim kıpır kıpır girdim. Bunun 2 sebebi var… Birini anlatacağım ama diÄŸerini lütfen sormayın, zira kendime bile anlatmaktan çekiniyorum… 

Neyse…

Bu yıl yeni giriÅŸimimiz olan kariyergenc’i hayata geçiriyoruz…  Sanki daha önce yaptığım herÅŸey ama herÅŸey sanki beni buna hazırladı…

-ÇocukluÄŸumda gittiÄŸim babamın iÅŸ yerinde pamuk balyalarının üzerinde kestirmelerim (uyuklamalarım)…

-Küfür ede ede gittiÄŸim stajlar…

-Sırf ailemi mutlu etmek için katıldığım ve derece aldığım 3-5 kiÅŸinin katıldığı yarışmalar…

-Kız kulesine bakarak sabahladığım, çalışmaktan her yerimin uyuÅŸtuÄŸu Egon Zehnder macerası…

-Parmaklarımın dans ederek yazdığı hala bu yazılar benden nasıl çıktı dediÄŸim köşe yazıları…

- Öğretmeniyle bile konuÅŸmayı bile beceremeyen çocuÄŸun, kamera ve yüzlerce kiÅŸinin önünde bülbül kesildiÄŸi TV programları ve konferansları…

Sanki bunların hepsi beni ÅŸu anda yatıp kalktığım ÅŸey için bilerek hazırladı… İnÅŸ Allah utandırmaz.

2009′dan beklentime gelecek olursak;

-Ekip arkadaÅŸlarımla (rüya takımla) birlikte tekrar tekrar okunacak baÅŸarı öyküleri yazmak…

-Daha çok gence ilham vermek yani gözlerinin içinde dünyalar saklı bir insan olmaya bir adım daha yaklaÅŸmak…

- Bir arkadaşımla cafede otururken yan masada hiç tanımadığımız insanların bizim yaptığımız iÅŸi konuÅŸması…

Ve bir de… Neyse onu anlatmayacağım demiÅŸtim di mi yazının başında…

Beni bir müddet daha gazete/dergi ve TV ekranlarında göreceksiniz. Ondan sonra hep internette olacağım. Çünkü gelecek ve deÄŸiÅŸim burada…

Bunları anneme anlatmayın:)

Hele ki…

Anneme giriÅŸimci olduÄŸumu söylemeyin, o beni yazar ve televizyoncu sanıyor…