Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /home/nurettin/public_html/wp-includes/default-filters.php:175) in /home/nurettin/public_html/wp-content/plugins/postratings/postratings.php on line 825
2008 Aralık | Nurettin Özdoğan - Part 2

Arama Sonucu

Muhtar Kent… Coca Cola’nın Dünya CEO’su. Bir Türk’ün uluslararası arenada geldiÄŸi en yüksek nokta.

Muhtar Kent’le ilk tanışmam çok enteresandı. Yanında bir basın ordusu vardı.  Yanına yaklaÅŸmak çok ama çok zordu. Ve iÅŸin garibi ben onla tanışmak istiyordum. O bariyeri aÅŸmak için elimden geleni yaptım.

Hemen kendisine farklı bir soru sorarak dikkatini üzerime çektim.  Sorum şöyleydi: Bu ülkeden yeni Muhtar Kent’ler çıkması için gençler ne yapmalı? 

Muhtar Kent beni farkederek ismimi sordu, gülümsedi ve bütün samimiyetiyle elini omzum attı. Koridoru beraber yürüdük.  Ve baÅŸladı anlatmaya Muhtar Kent: “Bak NurettinciÄŸim… HerÅŸeyden önce iliÅŸkiler… İliÅŸkilere çok önem vermelisiniz. Onları bozuk para gibi harcamamalısınız. HerÅŸeyde, iÅŸ hayatında, duygusal hayatta, aile hayatında… Åžimdiki gençlerin, iliÅŸkilerini bozuk para gibi harcadığını görüyorum ve buna çok üzülüyorum…”

Muhtar Kent’in anlattıkları kulağıma küpe oldu. Ara ara Muhtar Kent’in bu sözleri aklıma gelir.

Hele ki bozuk para gibi harcanma hikayelerini okuduğumda bu sözleri tekrarlarım. Bazen de bu hikayelerinin aktörü (mağduru) olduğum anlar benim hayattaki en umutsuz anlarımdır. Ki işin garibi ben yaşıma göre patolojik derecede umutlu bir çocuğum.

Sonra da saÄŸlam kafayla düşünürüm: Ben elimden geleni hatta en iyisini yaptım. Ama bozuk para gibi harcayan onlardı…  Bugün anlamasalar bile birgün bunun piÅŸmanlığını er ya da geç yaÅŸayacaklar. Bu konuda hiç yanılmadım, sevinsem bir türlü üzülsem bir türlü…

İnsanlar yanlış insanlarla karşılaşınca o zaman kıymetini biliyor bozuk para gibi harcadığı kiÅŸinin deÄŸerini. Maalesef çok acı ama gerçek. O kadar fedekarlık yaparsın, her an onu düşünürsün, her hareketin iyi niyetli olur, kendinden çok onu düşünürsün hatta onun için göz yaşı bile dökersin. Ama o kiÅŸi gözünü kırpmadan senin için ”O olmasa da olur” diyebilir. Yaptıkların çöp tenekesine gitmiÅŸtir artık. Ertesi sabah çöpçü amcalar o çöpleri alırlar.

Bu yazdıklarımı sadece duygusal anlamda düşünmeyin. Her insan ilişkisinde buna benzer birşey vardır. Bırakın insan-insan ilişkisini kurum-insan ilişkilerinde bile bu geçerli.

Birçok kurum çalışanlarını bozuk para gibi harcayabiliyor. Canla baÅŸla çalışan, o ÅŸirket/kurum için alın teri döken, onu çocuÄŸu gibi gören insanları hiç düşünmeden bozuk para gibi harcayan birçok kurum var. Bu, o insanlar için hayal kırıklığı olsa da eÄŸer o kiÅŸi dolu bir insansa Allah bir kapıyı kapatır daha büyük bir kapıyı açar. Ben hep buna inanmışımdır. Ve yine zaman beni hiç yanıltmadı son 3-5 yıllık dönemimde…

Ne diyelim, kiÅŸileri bozuk para gibi harcayan insanlara/kurumlara diyecek tek ÅŸey var: “Yazıklar olsun…”

Sonra da hiç arkana bakmadan yola devam etmek…

Sanırım giriÅŸimcilik’in beni en çok heyecanlandıran yanı bu: “İnsanları bozuk para gibi harcayanlara kapak olacak ÅŸeylere imza atmak!”

Bu da samimiyetle, insanlara deÄŸer vermekle baÅŸarılır. Anlayana…

nurettin.png

Bu kareyi Erhan yakaladı. Akmerkez’de Issız adam’ı izlerken arada internete girdik.  Facebook’umda yukarıdaki feed’i gördü ve olayı anında friendfeed’e taşıdı. Birçok yorum  ve like aldı bu olay:)

Betül ve Merve Nur’a çok teÅŸekkür ederim. 2 yıla yakın Zaman Gazetesi’nde köşe yazarlığı yaptım. 10 aydır ZTV’de televizyon programı yapıyorum.

1 aydır Zaman Gazetesi’nde yazmıyorum… Beni merak eden binlerce okurum bu 1 ay içinde beni mesaj yaÄŸmuruna tuttular. Halbuki ben 1 hafta yazmasam kimsenin umrunda olmaz diye düşünüyordum. Ne kadar da yanılmışım… Åžu ana kadar abartısız binin üzerinde mesaj aldım. Gazetenin yönetimine ve okur hattına yine birçok mesaj gitmiÅŸ okurlardan. Zaman’ın santralini bile arayanlar olmuÅŸ “Nurettin ÖzdoÄŸan’ın, Nurettin Abi’nin yazıları nerede?” diye.

Peki, 2 yıla yakın bir süredir her hafta sadece 4500 harflik bir köşe bunu nasıl sağladı?

Yok yok öyle kelimelerin gücü filan diyerek afilli cevaplar vermeyeceÄŸim. Tek bir cevabı var: “Samimiyet.” Evet, evet bu sevginin tek cevabı “samimiyet”ten baÅŸka hiçbir ÅŸey olamaz. 

Ben 22 yaşındayım. 22 yaşında bir insanın donanımı, birikimi olamaz. Benim de öyle bu kadar genç ve dinamik insanı sevdirecek, hayranlık bırakacak bir donanımım, birikimim yok. Bir yeteneğim ise hiç yoktu. Tek birşeyim vardı o da samimiyetim.

İşte bu yüzden yukarıdaki facebook feed’i var… İşte bu yüzden bana sevgisini gösteren binlerce okurumdan mesajlar geliyor.

Evet hiç utanmadan sıkılmadan alnımın akıyla belki de tek bunu diyeceÄŸim ÅŸey bu: Ben Zaman Gazetesi’nde Genç Kariyer köşesini hakkıyla yazdım. Ve bunu sadece ve sadece samimiyetle, iyi niyetle yaptım.

Bu sayede o güzel genç insanların sevgisini kazandım. Her hafta perşembe günleri karnımda kelebekler uçuşuyordu o yazıları yazarken. Pazar bittikten sonra yolda, otobüste ya da herhangi bir yerde bu hafta hangi kelimeleri, cümleleri kullanacağım diye düşünürdüm. Bilgisayar başına oturduğumda parmaklarım klavyenin üstünde dans ederdi o yazıları yazarken.

Zaman Gazetesi’nde köşe yazarlığı tecrübemde öğrendiÄŸim en büyük tecrübe ÅŸu: “Bir iÅŸi samimiyetle yaparsan, yaptığın iÅŸe ruhunu katarsan, o iÅŸ el emeÄŸin göz nurunsa ÅŸayet; iÅŸte o zaman insanlar senin ürettiÄŸin ÅŸeyi severler.”

Hayatım boyunca bunu aklımdan çıkarmayacağım…

Ve yazmak benim asıl mesleÄŸim olmasa da yazmaya devam edeceÄŸim…

mehmet-auf.jpgmehmet-auf.jpgİş hayatına erken atıldığım için hele de medya, danışmanlık ve internet sektörlerinde alın teri dökmüş olmam sebebiyle 22 yaşındaki bir gence göre çok sayıda ünlü işadamı, bürokrat, yazar, üst düzey yönetici, girişimci ve sanatçıyla bir araya gelme fmehmet-auf.jpgırmehmet-auf.jpgmehmet-auf.jpgsatı yakaladım. Onların başarı öykülerini kendi ağızlarından dinleme şansına sahip oldum.

Ama içlerinden bazılamehmet-auf.jpgrı var ki benim için çok ama çok anlamlı kiÅŸiler. Onlarla ilk tanışmamı, bana söyledikleri ilk sözü, ilk gülümsemelerini, “Nurettin böyle olmaya devam et” demelerini hiç unutamam.  Mehmet Auf da onlardan biri.

ÇoÄŸumuz onu “Çocuklar Duymasın” dizisinden Genel Müdür Selçuk Bey rolüyle tanır. Çocuklar Duymasın ve En son babalar duyar dizilerinin senaristi. Bunlar Mehmet Bey’in bilinen ÅŸapkaları. Ama onun eÄŸitmen-danışman-yazar gibi daha birçok ÅŸapkayı baÅŸarıyla taşıyor.

O da benim babam gibi ODTÜ Makine Mühendisi mezunu. Bugün kendisiyle TV programım için çekim yaptık. Daha önce telefonda ve e-mail ortamında defalarca konuşmuştuk.

O kadar keyifli bir çekim oldu ki anlatamam. Çekim öncesi ve sonrası kendisiyle dertleştim bile:) Birçok konuda ortak görüşümüzün olması beni çok mutlu etti.

Gençler kelimesini duyunca heyecanlanan bir isim Mehmet Auf. Gençlere birÅŸey katmayı sosyal sorumluluk olarak kabul ediyor. Bu düşünce bile Mehmet Bey’i sevmek için yeterli bir sebep.

Babamla birlikte hem çocuklar duymasın’ı hem de en son babalar duyar dizisini kahkahalarla izlerdik. Mehmet Bey’in oynadığı karakter olan Selçuk Bey benim kahramanımdı. O zaman ortaokul ya da lisenin ilk yıllarıydı sanırım. Ve ben de birgün Selçuk Bey gibi Genel Müdür olacaktım:)

Hikayenin enteresan yanı Selçuk Bey rolünü hakkıyla oynayan Mehmet Bey’e kendimi giriÅŸimci olarak tanıtmamdı.  Halbuki yıllar önce Selçuk Bey gibi bir Genel Müdür olacaktım. Åžimdi ise o hayallerimden eser kalmadı…

Mehmet Auf’a geri dönecek olursak. O kadar sıcak ve mütevazi bir insanki etkilenmemek imkansız. Benim bir listem var: “Gözlerinin içinde dünyalar saklı insanlar listesi” Mehmet Auf’u ben o listeme koydum. Ayrıca yeni projemizde bizi destekleme sözü aldım kendisinden:) Bu da benim ve ekibim açısından heyecan verici…

Umarım Mehmet Bey gibi gözlerinin içinde dünyalar saklı insanlara daha çok rastlarım… Ve yine umarım ben de günün birinde onlar gibi gözlerinin içinde dünyalar saklı bir insan olurum…