Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /home/nurettin/public_html/wp-includes/default-filters.php:175) in /home/nurettin/public_html/wp-content/plugins/postratings/postratings.php on line 825
2008 Ekim | Nurettin Özdoğan

Arama Sonucu

31/10/2008

‘Abi’mi kaybettim: Canım dedemi…

Yazar:Nurettin Özdoğan | Kategori:Kategorilenmemiş

İnsanın sevdiklerinin olması ve bu sevdiklerinin gün geçtikçe daha da arttığını farketmesi anlatılmaz bir duygu.

Bazen umutsuzluğa kapıldığım anda beni seven insanlar gözümün önüne geliyor. Ve o zaman işte o zaman o umutsuzluğumdan eser kalmıyor.

Ben sevdiklerimle mutluluklarımı paylaşmayı çok severim. Ama bugün bu yazıda bir acımı paylaşmak istiyorum.

Gecenin bir vakti uykudaydım. Ev arkadaşım Yakup beni uyandırdı ve elindeki telefonu uzattı. Telefondaki babam idi:

Babamın ilk sözü: ‘Dedeni kaybettik…’

Nasıl olur? Ama nasıl?? Sabah KahramanmaraÅŸ’a 07,20′de uçak varmış. Ev arkadaÅŸlarım İbo ve Yakup saolsunlar beni havalimanına yetiÅŸtirdiler. Uçak KahramanmaraÅŸ’a indi. Normalde babam havalimanında hep aynı yerinde durur beni beklerdi. Bu sefer durum baÅŸkaydı, babam şöför yollamış beni aldırmaya.

DoÄŸru ‘morg’a gittim. Cenazenin yıkanmasına yetiÅŸtim. Sonra cenaze namazı. Sonra mezaristanda defi. Hepsi ne kadar da hızlı geçti. Hala gözümün önünde film ÅŸeridi gibi geçiyor.  

Benim dedem adam gibi adamdı: Matuk TopçuoÄŸlu. Taziye evine gelen herkes ‘Ne kadar iyi bir adamdı, hiçbir zararı yoktu.’ diyor. Öyle ya hiçbir zararı yoktu, sadece ezanı bekler otururdu.

Eniştelerim ve babamgil bizim evin karşısında yeni ev almışlardı. Ne kadar sevinmişti. En büyük hayali cadde üstünde öyle bir büyük evde oturmaktı. Canım dedem 10 gün oturamadı o evde.

Teyzelerim, annem ve annennem beni gördüklerinde fenalık geçirdiler: ‘Seni ne kadar da severdi diye, ÅŸimdi sevmesin.’

Siz hiç dedenize ‘abi’ diye seslendiniz mi? Ben seslendim. Sizin dedeniz hiç size ‘Abi’ diye seslenir miydi? Benim dedem bana ‘Abi’ diye seslenirdi. Dedemin küçük kardeÅŸi Fahri Amca bana haykırdı: ‘Abi gitti Nurettin, Abi gitti…’

Benim en büyük hayalim, dedemin benle gurur duymasıydı.

Hep derdi bana: ‘Sana kız istemeye en önde ben gideceÄŸim. ‘

Hep derdi bana: ‘Senin iÅŸyerine gelip en baÅŸ köşede oturacağım, çay kahve içeceÄŸim…’

Hep derdi bana: ‘ Benim milletvekili bir torunum var diye övüneceÄŸim günün birinde’

Ne denir ki? En son pazar günü bize gelmiÅŸler… Anneme demiÅŸki ‘Nurettin artık ÅŸu gazetedeki fotoÄŸrafını deÄŸiÅŸtirsin yahu.’

Dedeniz sağsa nolursunuz onun gurur duyacağı bir torun olun.

Sizin dedeniz hiç size ‘Abi’ diye seslenir miydi?

Benim canım dedem bana öyle seslendirdi: ‘Abi hoÅŸgeldin.’

Güle güle canım dedem güle güle. Bu torunun senin ismini yaÅŸatacak…

Söz veriyor…

Not: Uyumak istemediğim için bu yazıyı yazmak istedim.

27/10/2008

Kalıcı şöhret olmanın yolu: Girişimcilik!

Yazar:Nurettin Özdoğan | Kategori:Kategorilenmemiş

GiriÅŸimcilik’te beni en çok büyüleyen ÅŸeylerden biri iÅŸin deÄŸer yaratma boyutu.

Bu deÄŸer yaratma olayı unutulmuyor kolay kolay. Dolaylı olarak deÄŸer yaratan giriÅŸimcileri insanların hafızasında kalıyor. Zaten tarihte insanlığın yaÅŸam kalitesini  arttıran kiÅŸiler kim diye sorduÄŸunuzda ilk cevap ‘giriÅŸimciler’dir.

Trabzon’daki konferanstan hemen sonra birçok okur arkadaşım benimle fotoÄŸraf çekilirken bunu düşündüm. Evet, güçlü bir gazetede yazıyor ve bir TV kanalında program yapıyorum diye kendi çapımda bir tanınırlığım oluÅŸtu.  Bu ilk baÅŸlarda (özellikle geçen sene) biraz başımı döndürse de sonradan bunun büyüsüne çok şükür ki pek kapılmadım. Çünkü çok iyi biliyorum, iki hafta yazmasam, iki hafta program yapmasam kimsenin umrunda olmaz. Belki birkaç kiÅŸi bu çocuk nerede der, daha sonra unutur gider. Olsun…

Bunların hepsi hızlı tüketimin bir sonucu. Hele medya gibi hızlı tüketimin çok olduÄŸu, bir ürünün çabuk bayatladığı bir ortamda bu son derece doÄŸal birÅŸey.  Ne efsane gazeteciler, yazarlar, tv progamcıları bozuk para gibi harcanıp, unutulmuÅŸ…

Aslında yönetim dünyasında da bu böyle. Evet, çok iyi yerlere gelen bir CEO, Genel Müdür de koltuÄŸu boÅŸalttıktan sonra unutuluyor. Yerine o sistemi yönetecek baÅŸka birisi muhakkak bulunuyor. Belki emekli olduktan sonra efsane genel müdür olarak gösteriliyor. Ama sonuçta o adam artık bir ‘emekli’. Eski bir Genel Müdür olsa da…

GiriÅŸimcilik iÅŸte bunlardan sıyrılıyor. GiriÅŸimci emekli de olsa, kendini hayır hasenat iÅŸlerine de adasa hala eBay’in kurucusu, Amazon.com’un yaratıcısı, Türkiye’de ilk 0900′lü hatların mimarı, Turkcell’in fikir babası olarak hafızalarda kalıyor.

Olaya farklı bir açıdan bakalım. Bir örnek vereyim: itiraf.com, istanbul.net, uzmantv.com kurucusu Ersan Özer.

Kendisiyle ilk tanıştığımda kesinlikle rol model alınması gerektiÄŸini düşünmüştüm. (Ve hala da öyle düşünüyorum.) Ersan Abi’yle TV programım için çekim de yapmıştık.

Ersan Abi, uzun yıllar medyada çalışmış. Ama öyle böyle deÄŸil hemen hemen her aÅŸamasında çalışmış. Åžok, Beyaz Show, Makina gibi birçok popüler programların metin yazarlığını, yönetmenliÄŸini yapmış bir isim düşünün. Daha sonra AkÅŸam Gazetesi’nde köşe yazarlığı. Yani medyanın her alanında baÅŸarılı olmuÅŸ bir isim. Ve daha sonra ekmeÄŸini internetten kazanmaya karar verip medyayı bırakıyor.

Bugün Ersan Özer itiraf.com’un kurucusu olarak tanınıyor. istanbul.net ve uzmantv.com gibi baÅŸarılı projelerin mimarı olarak hafızalarda. Belki özgeçmiÅŸinde metin yazarlığı ve yönetmenlik yazılmasa kimse bunları bilmeyecekti. DeÄŸer yaratmaktan kastım bu.

Bence asıl sahici şöhret bu: “DeÄŸer yaratmak.” İşte bunu da gerçekleÅŸtirebilecek olan kiÅŸiler giriÅŸimcilerdir.

AÄŸustosta yapılan Bilgi Üniversitesi’ndeki Demokrasi ve Katılımcılık Okulu’ndaki konuÅŸmamdan sonra konusu ‘kendi hayatım’ olan bir konuÅŸma yapmayacağıma kendime söz vermiÅŸtim. O günden sonra üniversitelerden gelen tüm konuÅŸma taleplerini nazik bir şekilde reddetmiÅŸtim.

Zira 22 yaşında birisi olarak yaşıtlarıma konuşma yapmak çok zor, tahmin edebiliyorsunuzdur.  Bunun rahatsızlığı vardı, hem ne gerek var zaten gazete ve televizyon sayesinde baya bir genç arkadaşıma bildiklerimi, öğrendiklerimi paylaştığımı düşünüyordum.

 Yanılmışım… Sevgili Yasemin Sungur “KTÜ’ye gidiyorum, sen de gelsene benle” deyince dayanamadım, atladım Trabzon’a. KTÜ’nün İşletme ve Ekonomi Klubü 1. İnsan Kaynakları Zirvesi’ne süpriz konuÅŸmacı olarak katıldım. Yasemin Hanım ve İK’nın duayeni PERYÖN BaÅŸkanı YiÄŸit OÄŸuz Duman çok güzel konuÅŸmalar yaptı.

Öğleden sonraki bir oturumda Yasemin Hanım sahneye beni davet etti. Ve orada katılanlara benim komik dille yazılımış özgeçmiÅŸi okudu:) Sonra bana sorular sordu bende cevapladım… İlk soru: “Kendini nasıl farkettin Nurettin?”

Salonda 750′yi aÅŸkın katılımcı olduÄŸunu söylediler. Ama helal olsun Cumartesi günü o kadar genç nasıl toplanmış, aklım almadı. Ben tüm samimiyetle Yasemin Hanım’ın sorularını cevapladım sahnede.

Soruları cevaplarken katılımcılar birkaç defa beni alkışladılar. Harbiden hayatımda hiç bu kadar büyük bir alkış almamıştım. O gençlerin gözlerinde okunuyordu: Cevaplarım onları cesaretlendirmiÅŸti. Hayata karşı, iÅŸ hayatına karşı, baÅŸarısızlığa karşı…

Ne mutlu bana az bir ÅŸey de olsa bir katkım olduysa… Program çıkısında birçok katılımcı yanıma geldi, sohbet ettik. Salonda çok sayıda okurum varmış zaten. Herbiriyle ne kadar fotoÄŸraf çekildik saymadım, sayamadım:)

Eve geldikten sonra mesajlarıma düşen çok sayıda teÅŸekkür mesajı vardı: “Beni cesaretlendirdiniz. EÄŸer sizi canlı olarak görmeseydim, asla bütün bu yaptıklarınıza inanmazdım.”

Ne mutlu bana… Sanırım doÄŸru yoldaydım… Bunu bana yaÅŸatan KTÜ’lülere buradan teÅŸekkür ediyorum.

18/10/2008

Hayal ettiğin GELECEK gerçekleşsin!

Yazar:Nurettin Özdoğan | Kategori:okur mektupları

 ”Sevgili Nurettin,

 Hayal ettiÄŸin GELECEK gerçekleÅŸsin.”

Bu sözler tatlı mı tatlı bir ismin en son yazdığı “Kariyerim Gelecek mi?” kitabı benim için imzalarken dilediÄŸi güzel bir dilek. Kimden mi bahsediyorum? Türkiye’de  ‘kiÅŸisel marka’ kavramını ilk seslendiren kariyer koçu Yasemin Sungur’dan bahsediyorum tabii ki. (www.yaseminsungur.com)

İnsan geleceğini inşa ederken bence keyif almalı. Yani insan ileride rahat ve mutlu bir yaşam kurmaya çabalarken de mutluluktan uçmalı. Bana göre eğer yarını inşa etmek için çabalarken şu an keyif almıyorsa insan o işte bir yanlışlık var demektir.

Evet, insan geleceğini inşa ederken yorulabilir. İnsanlar gezip tozarken ya da uyurken o sabahın köründe kalkmış çalışabilir. Alnından terler boşalabilir. Ama bütün bunları gerçekleştirirken keyif alıyorsa, geleceğe umutla bakıyorsa o yorgunluk belki tatile gitmekten daha keyifli bir hale dönüşür.

Bir de insanların “hayal ettiÄŸi gelecek” zamanla olgunlaşıyor. Ne yalan söyleyeyim, bende bu böyle oldu. Son 4 yıla sığdırdığım hayalleri bir yere yazsaydım, ÅŸimdiye bir kitap çıkardı belki. Çok hayal kuran birisiyim ama asla hayalperest olmadım.  Belki bu yüzden bazı anlar hayallerimin ötesinde oldum. Neyse bu baÅŸka bir yazısı konusu.

Benim altını çizmek istediÄŸim husus baÅŸka. İnsan bir yerlere girip çıktıkça, çabaladıkça, çok okuyunca hatta yazınca, birçok insanla tanışınca “Hayal ettiÄŸi gelecek”te olgunlaşıyor.

Merak edenler için ÅŸimdi “Hayal ettiÄŸin gelecek nasıl?” sorusunu kısaca cevaplayayım.

-Tabii ki ilk başta mutlu bir aile.  Eğer birgün baba olursam çocuklarımın babasıyla gurur duyabileceği bir baba olmak. (Benim babam gibi) Onlara zaman ayırmak.

-Dostlukların hep sürmesi. Onlarla yiyeyim içeyim paylaşayım.

-Kurallarının olmadığı bir iÅŸ hayatı. Takım elbise yok. Bey’li bayan’lı konuÅŸmak yok. Sahte kimlikler yok. Ayak kaydırma olayı yok. Kıskançlık yok.

-Herbir çalışanımın mutlu olabileceği büyük katma değer yaratan bir şirket.

-Türkiye’de gençlerin rol model alabildiÄŸi bir giriÅŸimci olmak. Gençleri bu konuda cesaretlendirmek.

-Hayal ettiÄŸim projeleri hayata geçirdikten sonra dünyanın en iyi üniversitelerinde bu projelerin hikayelerini anlatmak. “Ben Türkiye’den geldim” demek.

-Edindiğim tecrübeyi gençlerle paylaşmak. Haftada bir köşe yazısı yazmak olabilir. Yarım saatlik bir TV programı yapmak olabilir. (Gerçi ben bunları şimdi de yapıyorum di mi, bir an unuttum:)) Ya da üniversitenin birinde haftada 2 saatlik ders vermek.

-DeÄŸer yaratmak… DeÄŸer yaratmak… DeÄŸer yaratmak…

-YA DA hepsini unutun… “Gözlerinin içinde dünyalar saklı bir insan olmak” diyelim kısaca.

Hayal ettiğin gelecek ne kadar genişmiş be birader diyenlerin canı sağ olsun:)

Yazı müziği: Gökhan Özen-Resimler hayaller.