Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /home/nurettin/public_html/wp-includes/default-filters.php:175) in /home/nurettin/public_html/wp-content/plugins/postratings/postratings.php on line 825
2008 Eylül | Nurettin Özdoğan

Arama Sonucu

30/09/2008

H-E-Y-E-C-A-N: Bugün bayram erken kalkın çocuklar!

Yazar:Nurettin Özdoğan | Kategori:Kategorilenmemiş

Neden erken kalkılır? 1) Zorunluluktan 2) Heyecandan

Hani bugün bayram erken kalkın çocuklar diye bir tabir var. Sanırım rahmetli Barış Manço’nun ÅŸarkısından bir söz bu.  Burada bayramın heyecanından erken kalkmalısınız gibi bir anlam var bana göre.

Eskiden herkeste olduğu gibi bende de daha farklı bir bayram heyecanı vardı. Şimdi de heyecan var. Ama bu heyecanı tarif edecek olursam, bayramda ailemle, sevdiklerimle birlikte olmanın heyecanı diyebiliriz.  Belki aileme çok tutkun olmamın sebebi bu.

Herneyse. Bu bir bayram yazısı değil. Varmak istediğim (Ama bir türlü varamadığım:) konu: Heyecan. Heyecan özellikle biz gençler için belki de en önemli kelimelerden biri olmalıdır.

HerÅŸeyde ama herÅŸeyde heyecanın ayrı bir yeri vardır: Okulda, iÅŸte, kariyerde, aÅŸkta, seyahatta… En basit örnek, hepimizin başına gelmiÅŸtir: Okulda heyecanımızı kaybedersek okula gitmemeye, ders çalışmamaya baÅŸlarız. Ve derslerimiz gün geçtikçe derslerimiz daha da kötü bir hale gelir.

Ama iÅŸin garibi heyecanın ‘hammaddesi’ kiÅŸinin kendisindedir. Ne kadar heyecanını kaybetse kaybetsin bu böyledir abiciÄŸim. İsterse pek ala o heyecanı kendisinde öyle ya da böyle bulur. 

Geriye dönüp baktığımda, (bu blogda hep kendimden bahsediyorum, kusura bakmayın biraz kişisel bir not defterim olsun diye de yazmak istiyorum.)  Evet geriye dönüp baktığımda bir sonuç aldıysam, hep birşeyler yaparken o işi heyecandan bayılacak vaziyette icra etmeme borçluyum.  O heyecanlı bir vaziyette yaptığım işleri hatırladığımda o anki heyecanı şimdi bile tüm hücrelerimde hissediyorum.

Heyecanımı nasıl ölçebilirim? Eğer o şeyle artık herneyse yatıp kalkıyorsan, rüyalarına giriyorsa heyecanlısın işte. Bunu en basit bu yöntemle ölçebilirsin bence.

Bu yazıyı suya yazı yazar gibi yazdım. Kalıcılığı da da öyle olsun. Ama tek ÅŸu kalsın hafızamızda. Bir kitapta okumuÅŸtum.:  ‘Öyle ya da böyle bir ÅŸeyi hücrelerinde hissederek, heyecanlı bir ÅŸekilde arzuluyorsan ondan çok güzel sonuçlar alacaksın. Ve o heyecan bitse de korkma, heyecanın hammaddesi sendedir’

Hepinize mutlu ve heyecanlı bayramlar:)

28/09/2008

Yarışmalarda ‘anlam’ arayan çocuk

Yazar:Nurettin Özdoğan | Kategori:Kategorilenmemiş

Yarış duygusundan pek haz almam. Ama işin garibi 22 yaşına gelmiş birisi için çok sayıda yarışmaya katıldım. Bu yarışmalarda başarı hikayelerimden çok başarısızlık öykülerim var. Çaktırmayın:)

Neden yarışmaları seviyorsun o zaman değil mi? Bu soruyu sormakta çok haklısınız. Derece almanın egosu çok az umrumda olmuştur. Benim için yarışmalar bir kırılma noktası olmuştur hep. Hayatımdaki fırsatların çoğu oradan çıkmıştır.

Hayatımda ilk defa Lise 2′de ODTÜ Robot Günleri Yaratıcı Gençler BuluÅŸ ÅženliÄŸi’nde ödül almıştım. O yarışmada 3. olmuÅŸtum. Ama 4 kiÅŸi arasından 3. olmuÅŸtum. Bunla gururla söyleyebiliyorum bugün.

Daha sonra bu gazla lisede bir takım yarışmalara girdim oralarda birkaç derece aldım.( yok yok bu sefer 4′den fazla katılımcı vardı:)

Ama hiç 1. olmamıştım. Hep bu tip yarışmalarda 3. ve Juri özel, mansiyon ödülleri almıştım. Birgün büyük bir yarışmada ( o zaman lise 3′teydim) 1.’liÄŸe çok yaklaÅŸmışken İstanbul’dan diskalifiye haberi geldi. O gün yurtta battaniyenin altından hiç çıkmamıştım üzüntüden. Ve kendime söz vermiÅŸtim birgün o yarışmada (BİTEK-O idi ismi) ya kardeÅŸimi ya da çocukları hazırlayıp derece aldıracaktım..

Aradan 1 sene geçti. Üniversitemin ilk yılıydı. Ben bir özel okulda koçluÄŸa baÅŸlamıştım hasbelkader.  (aylık 200 ytl karşılığında ama para umrumda deÄŸildi, battaniyemin altındaki sözüm benim için daha önemliydi) Görevim oradaki ilköğretim çocuklarını bilimsel projelere hazırlamaktı. Gecelere kadar çalışırdım… Belki de hayatımdaki en anlamlı yaptığım ÅŸeylerden biriydi o çocukları yarışmalara hazırlamak.

Öğrencilerimle projeler hazırladık. BİTEK-O’ya finale kaldılar. Ve ödül töreni. Aman Allah’ım ne kadar heyecanlanmıştım. Final töreninde 3.yü açıkladılar. 2… Ve 1. Evet 1. benim öğrencilerim olmuÅŸtu. O an battaniyenin altındaki sözümü gerçekleÅŸtirdiÄŸimi farkettim. Evet rüya deÄŸildi. Sabancı Üniversitesi’nin lavabosuna gidip hüngür hüngür aÄŸlamıştım… O yarışmadan sonra birkaç yarışmada da öğrencilerim Türkiye dereceleri almıştı… Güzel günlerdi. Çok mütevaziydi benim için o zaman hayat.

GeçtiÄŸimiz Mayıs ayında ise İstanbul Teknik Üniversitesi’ndeki e-fikrim yarışmasında 1. oldum. O da beni ÅŸaşırtan bir ödül töreniydi. Ama benim için tam bir kırılma noktasıydı. Neden? Çünkü giriÅŸimci olmaya o gün kafaya koymuÅŸtum. Yarışmalar benim için iÅŸte bu yüzden çok anlamlı. Yoksa 1. olmuÅŸum sahneye çıkmışım artık o kadar da umrumda deÄŸil. Ama rüzgar misali beni bir yerlere savruyor bu yarışmalar.

Önümde 2 yarışma daha var. İkisinin de final töreni Kasım ayında. Kalp dayanmıyor o törenlerde.

Biri BoÄŸaziçi Üniversitesi’ndeki Yenilikçi Düşler yenilikçi fikirler yarışması. (Bu yarışmada finalist oldum)

DiÄŸeri ise Toyp Türkiye’nin en baÅŸarılı gençleri yarışması ( O da İş Kuleleri’nde)

Bakalım bu iki yarışmada bir sonuç alabilecek miyim? Kısmet… Dua edin arkadaÅŸlar:)

Kısa vadede…

-En kısa zamanda kendi şirketimi kurup, projelerimle yatıp kalkmak.

-Sabah’ın köründe yani saat 7.00′de iÅŸime gitmek için arabama binmek. Ve arabanın klimasını en sıcaÄŸa ayarlayıp trafiksiz-sıcak bir ÅŸekilde ofisime kısa sürede ulaÅŸmak.

-1 hafta Alaçatı’ya ya da Edremit’e, halamgilin yanına gidip yazın yapamadığım tatili telafi etmek.

-0 1 haftalık tatilde Ege kıyılarını gezip, bol zeytinyaÄŸlı yemekler yemek. Ama kesinlikle bu eylemi tek başıma yapmak. Yanımda belki sadece Laptop’um, i-pod’um ve okuyacak birkaç kitabım olabilir.

-Kimseden izin almadan, danışmadan sadece kendi kendime zamanı yönetmek.

-İşlerim dışında her hafta farklı birşey denemek, tatmak.

- Yılbaşını Paris’te Åžehmus Abi’ciÄŸimin yanında geçirmek için plan yapmak, vize almak, uçak bileti almak vesaire:)

-Uyumak için yataÄŸa giderken her gece yarının heyecanıyla başımı yastığa koymak ve yıldızlara bakarak hayaller kurmak…

26/09/2008

Genç kariyer birgün ihtiyar kariyer olacak mı?

Yazar:Nurettin Özdoğan | Kategori:Kategorilenmemiş

Türkiye böyle bir yer iÅŸte. DoÄŸru bir ÅŸey yapıyorsan “meyve veren aÄŸaç taÅŸlanır” misali arkandan laf söylerler. Bazı insanlar benim yazılarımın bu kadar tutulmasının sebebi içi boÅŸ liseli gençleri gaza getirmemden kaynaklanıyormuÅŸ. Cık cık cık…

Eskiden olsa üzülürdüm. Ama ÅŸimdi hiç umrumda deÄŸil. 1.’si bunlara alıştım. 2.’si de gazetede köşe yazmak ya da TV’de program yapmak benim profesyonel iÅŸim olmayacağına karar vermem. Bugün bunları yapmaktan çok keyif alıyorum ama yarın belki asıl iÅŸlerime fokuslanmam gerebilir kimbilir.

Benim her okurum ya da her izleyicim benim için ayrı bir önemi var. Beni takip ediyorsa demek ki ürettiklerime saygı duyuyor demektir. Bu da onlara saygıyı doğuruyor. Irk, yaş, cinsiyet farketmeksizin herbirine saygı duyuyorum. Onlara karşı sorumluluk hissediyorum.

Evet liseli gençler çok okuyor beni. Ama okunmamın sebebi çok açık. Onlar geleceklerini, üniversite yaşamlarını çok merak ediyorlar. Beni de bir kahraman olarak hayal ediyorlar, serüvenlerimi merak ediyorlar.

Ama hemen hemen her bölümden üniversite öğrencilerinin de çok okuduğunu biliyorum. Yüksek Lisans-Doktora öğrencilerinden bile çok sayıda mesaj alıyorum.

Ya da hiç alakasız meslekteki kiÅŸilerin yazılarımı okuması. Ofisime yemek getiren garsonun “Siz Zaman’da yazan Nurettin ÖzdoÄŸan’mısınız?” demesi, ya da trafikte beni durduran polisin “sizi tanıyorum Zaman’ın ekinde yazıyorsunuz deÄŸil mi?” demesi benim için güzel süprizler oluyor.

Beni en çok ÅŸaşırtan yetiÅŸkinlerin beni okuması. Bunun tam cevabını bulamadım iÅŸte. Geçenlerde annem bir konferansa gitmiÅŸ. Konferansı veren bir doktor-yazar bir bayanmış. Annemle sohbet ettiklerinde konu benden açılmış, ve o doktor bayan benim yazılarımın sıkı bir takipcisiymiÅŸ. Beni hiç görmemesine raÄŸmen “Nurettin bıcır bıcır bir çocuk.” demiÅŸ. Ne mutlu bana:)

 Bugün de annemin çocukluk arkadaşı Sema Abla beni davet etti. O da benim yazılarımın sıkı takipcisiymiÅŸ. Kaç gündür annemi arıyormuÅŸ “Nurettin gelirse haberim olsun, ona birÅŸey danışacağım.” diye. Bugün özel şöförünü yollattırdı. Babası KahramanmaraÅŸ’ın ilk sanayiicilerinden biri. Onun hakkında bir kitap yazdırmak istiyorlarmış. Bana danıştılar saÄŸ olsun.

Daha bunun gibi nice örnek var. Ve mutlu oluyorum gençlerin yanında yetişkinlerin de beni takip etmesine. Bu, beni gelecekte hayallerimi daha da pekiştiriyor. Bana güç veriyor. Faydalı oluyorsam ne mutlu bana:)