Daha önce belirttiğim gibi bu blog’un asıl teması tanıştığım, etkilendiğim ve kendilerinden ders çıkardığım insanların portrelerini yazmak. İlk babamdan başladım, ikinci olarak da yaklaşık 2 yıldır rol model aldığım Murat Yeşildere’den bahsetmek istiyorum.
Murat Yeşildere 2 yıldır çalıştığım danışmanlık şirketinin Türkiye Başkanı ve Yönetici Ortağı. Çeşitli gazetelerde ve dergilerde çıkan röportajlarımda kendisinden bahsetmiştim. Zira yazarlık serüveninda ondan ilham alarak başlamıştım. Belki de beni tanımanızın en büyük aracısı Murat Yeşildere. Ve sanırım son 2 yılıma baktığımda hayatta en çok bir şeyler öğrendiğim kişi keza Murat Bey. (Yine sanırım hayattaki en büyük şanslarımdan biri onla tanışmak…)
Ben bir sivil toplum kuruluşunda çalışıyordum. Orada gençlik projeleri koordinatörüydüm. Ancak bir meseleden dolayı orada harcanmıştım. Ve şutlanmıştım sanırım:) Tam öldüm bittim artık ne yaparım hiç değilse orada oyalanıyordum, bir şeyler yapıyordum derken Murat Yeşildere, Egon Zehnder International piyangosu çıktı karşıma:) Özen Abi diye çok sevdiğim bir abim vardı, bir gün MSN’de selam verdim. Bir selam insanın hayatını nasıl değiştiriyora çok iyi örnek olur bu. Özen Abi, “Murat Yeşildere diye birisi var. Kendisi dünyaca ünlü bir danışmanlık şirketinin Türkiye’deki 1. adamı. Kendisi bir stajer arıyor. Aklıma sen geldin. Onun yanında olmak süper olur. Eğer istersen bi CV’ni göndersene bana” dedi. Ben de balıklama atladım. İlk başta Murat Yeşildere ismini Google’ladım. Sonra da şirketi yani Egon Zehnder International’ı. Sonuçları bir bir okudukça heyecanım arttı. Ve o gün arka fonu “İsviçre çakısı” resmi olan bir CV hazırladım. (Çünkü Egon Zehnder İsviçreli bir firma.) Sonrasında telefonla konuştuk. (Hiç unutmuyorum Murat Bey o zaman Portekizin başkenti Lizbon’daydı bense Türkiye’nin başkenti Ankara’da Hosta Piknik’teydim:)
Ofisine davet etti, ben Türkiye’ye geldiğimde konuşalım dedi. Konuştuk. İşi anlattı, CV’mi beğendiğini söyledi. Eğer iki tarafta mutlu olursa devam ederiz dedi. Ki temmuzda 2 yıl olacak birlikte çalışmamız. Ben biraz Murat Bey’den bahsedeyim. 1969 İstanbul doğumlu. Kısa zamanda bir çok başarıya imza atmış. Hatta bir arşivleme çalışması yaparken lisede okulu temsil etmek için TRT’de yayınlanan “Liseler yarışıyor” yarışmasında bile derece almış. İlk başta İ.T.Ü’yü kazanmış, sonrasında Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümüne geçiş yapmış. 1991′de bitirmiş ve orada Manchester City Üniversitesi’ne MBA okumaya geçmiş Murat Bey. Akademik hayatta başarılı olduktan sonra finans alanında çalışmış. Philips Morris International, K Leasing & Faktoring GSD Holding, CDI-Erste Bank gibi büyük şirketlerde kısa süre içinde üst düzey yöneticiliğe tırmanmış. Ardından 2000 yılıdan Egon Zehnder International’dan başbaşka bir iş teklifi alarak danışmanlık sektörüne girmiş. Murat Bey 2000 yılından bu yana Türkiye ve çevre ülkelerindeki bir çok dünyaca ünlü şirketin kaderlerini değiştirecek tepe yöneticileri bulmuş. Ve hala da bu görevine devam ediyor. Ancak Murat Bey’in bir çok üst düzey yöneticisinden bir farkı var. O edindiği tecrübeleri paylaşıyor. Bir çok gazete ve ekonomi dergilerinde onun yönetim konusunda demeçlerine karşılaşabilirsiniz. Bunun yanında Radikal, Vatan, Yeni Yüzyıl, NTVMSNBC, Kadın Aktüel gibi gazete ve dergilerde köşe yazarlığı yapmış. Şu anda Platin, PERYÖN Dergileri’nde ve Gazeteport.com internet sitesinde köşe yazarlığı yapıyor. ATA TV’de ise Boğaziçi Sohbetleri adında bir program yapıyor. Başta PERYÖN, GYİAD olmak üzere çeşitli STK’larda yöneticilik yaptı.
Zaten benim medya maceram onun geçmiş yazılarını bir gecede bitirmekle başladı. Bir gece onun yazılarını okuduktan sonra ben de bir yerlerde yazacağım dedim:) Gaza geldim yani. Sadece bu konuda değil kendimi ifade etme konusunda onu izlemem bir çok kapıyı açtı bana. Özetle o bana balık vermedi ama balık tutmayı öğretti…
Maaşallah iki dünya tatlısı çocuğu var Can ve Su adında. Eşi de bir şirkette üst düzey yönetici olarak çalışıyor. Çok sevecen birisi. Özellikle yemeklerde, toplantılarda öyle bir enerjisi var ki herkesi kopartıyor. (Bazen öyle espiriler yapıyor ki kopmamak mümkün değil. ) İnsanlara saygısı bir çok kişiyi mutlu ediyor. Bu da tabi şirketin performansına yansıyor. Bir çok yerde konferanslar verdiğinde ben ilk başlarda şaşırıyordum. Nasıl böyle topluluğu etkileyebiliyor diye. Onu tanıdıkça şimdi daha iyi anlıyorum.
Daha anlatılacak çok şeyi var. Ama özetle Murat Bey bu ülkeye lazım birisi. Zaten ülke sevgisini onla 5 dakika muhabbet ettiğinde daha iyi anlıyor insan. Benim gibi sıradan birisinin bile hayatına sıra dışı bir etki bırakması binlerce örnekten birisidir sanırım. Ben bazen depresyona giriyorum, iş hayatında başka Murat Bey’lere rastlayacak mıyım? Cevabı çok zor. İnşaalah ailesiyle, sevdikleriyle mutlu ve sağlıklı bir yaşam sürer. Başarıları eminim artarak devam eder.
Ben dünyanın neresinde olursam olayım, Murat Bey’e her zaman müteşekkir olacağım. Ve onu asla unutmayacağım. Hakkını da ödeyemem zaten. Zira o bana balık vermedi, balık tutmayı öğretti. Hem de en büyük balığı…
Not: Murat Bey’in çok güzel bir ofisi var. Ancak bana o ofiste en güzel ne duruyor derseniz? Masasının karşısında oğlu Can’ın sanıyorum Resim dersinde yaptığı “Canım Babam’a” resmi. Bu resim belki de Murat Bey’e en çok enerji veren şeydir ofisinde.


